İnsanların çeşitli sebeplerden kaynaklanan korku, kaygı ve endişe durumlarına verilen ad olan anksiyete, en küçük olumsuzluklardan bile kaynaklanabilmektedir. Dış kaynaklı olduğu gibi, kişinin kendi iç dünyasından da kaynaklanabilir.

İnsanın sürekli kendi başına tehlikeli bir şeyler gelebileceğini düşünmesi, en ufak bir etkide bu duygunun ortaya çıkması anksiyetenin en temel özelliklerinden biridir. Bu yüzden sosyal aktivitelerin içinde olmaktan pek hazzetmezler.

Anksiyetenin Belirtileri Nelerdir?

Temeli ruhsal ve duygusal bir durum olan anksiyetenin gözlenebilir belirtileri vardır;

  • Sebebi bilinmeyen panik hali
  • Asabiyet ve uykusuzluk durumu
  • Kalp atış hızının artması
  • Göz bebeklerinin büyümesi
  • Ellerde titreme
  • Ağız çevresinin kuruması
  • Sürekli tuvalet isteği
  • Kaslarda gerginlik
  • Baş ağrısı
  • Solgun görünüm
  • Avuç içi ve ayak tabanlarının terlemesi
  • Uzun sürmeyen hafıza kaybı
  • Zihni toparlayamama
  • Huzursuzluk hali
  • Dikkat yoğunlaştırmada güçlük
  • Öngörülerde olumsuz düşünme
  • Ürkek olma

Anksiyetenin Nedenleri Nelerdir?

Anksiyetenin kökeninde kişinin daha önce yaşadığı ve bir şekilde bastırdığı olayların olduğu düşünülmektedir. İnsanın ilerleyen yaşlarında ortaya çıkan, biriktirdiği stresler, gerilimler ve korkular anksiyetenin duygusal alt yapısını oluşturmaktadır. Tabii olarak geçmişte problem yaşayan ve bunu sağlıklı bir şekilde atlatamayan her insanda anksiyete oluşması söz konusu değildir. Sosyal hayata tutkun, neşeli bir mizaca sahip insanların kaygılarından kaynaklanan anksiyete oluşması zor gibi görünse de, tetikleyici olması açısından önemlidir.

Kendi kaygı ve korkuları anksiyete oluşmasında temel etken olan insanın, bunlarla baş etmede güçsüz kalması asıl neden olarak kaydedilebilir. Kişinin ileriki yaşlarında yaşadığı olumsuz bir olay geçmiş acılarını hatırlattığı gibi, kalıcı bir takım duygusal kırıntılara da neden olmaktadır. Sonunda oluşan anksiyetede, insan kaygı ve korkularının nedenini anlayamaz duruma gelir. Aslında önceki yaşanmışlıklarda asıl neden belli iken, biriktirilen tüm duygular sonradan sebebi belli olmayan kaygılar ve korkular yaratmaktadır. Kişiler sebebi bilemedikleri gibi ifade etmekte de zorlanırlar.

Anksiyetenin yoğun olarak yaşanması ve tedaviden kaçınılması şizofreniye kadar varan hastalıklar doğurabilmektedir. Anksiyetenin yaşattığı duygular şizofreninin belirtilerinden olan halüsinasyon ve sanrılar oluşmasına neden olabilmektedir. Bunun sonucu olarak klinik tedavi ihtiyacı doğabilmektedir.

Anksiyete Anında Neler Yaşanır?

Nöbet halinde başlayan ve devam eden anksiyete, panik atağa benzeyen bir seyir izler. Birden başlayan bu durum, asansörde veya kişinin oturduğu yerde aniden bastırabilir. Tetikleyicinin olması gerekir. Bu nöbet anında, panik durumu yaşanmakta, kontrol dürtüsü zayıflamakta, kişi delireceğini hissetmekte, kalp ritmi artmakta, göğüste sıkışma hissedilmekte, her an bayılacakmış gibi hissetme, nefes alıp vermede problem, ateş yükselmekte ve mide bulanmaktadır. Kişi bulunduğu yerde diğer insanlar tarafından unutulacağını düşünerek paniğini arttırmaktadır.

Anksiyete Türleri Nelerdir?

Genel anksiyete adı verilen tür adından da anlaşılacağı gibi insanda epey sık aralıklarla devam eden genel endişe halidir. Günlük yaşantıyı olumsuz şekilde etkilemekte, kişiyi huzursuz etmekte, okul veya iş yaşantısına motive olmasını engellemektedir.

Panik atak türü son yılların en popüler anksiyetelerinden biridir. Nöbet halinde aniden başlayan ve yaklaşık yarım saat süren, bu süreden sonra kişinin normale döndüğü bir yoğun endişe durumudur. Kişide bu durum asansörde veya başka bir kapalı alanda, karanlıkta veya açık havada başlayabilmektedir.

Obsesif kompulsif bozukluk halinde insan düşünce ve davranışlarda takıntılı olmaktadır. Aşırı titiz olan insan, temizlikte ve düzende abartılı bir şekilde istekli olmaktadır. Bu rahatsızlıkta evden ayrılan hasta ocağı kapatıp kapatmadığını, kapıyı kilitleyip kilitlemediğini, pencerelerin veya lambaların açık olup olmadığını düşünür durur ve nihayetinde bu düşünce eve geri dönüp tekrar kontrol etmesine neden olur. Bu takıntı hali sadece düşüncede kalıyor ve eyleme dönüşmüyorsa obsesif, harekete geçmesine ve davranışa dökmesine neden oluyorsa obsesif kompulsif olarak nitelendirilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu, aslında utangaçlığın veya çekingenliğin hastalığa bürünmüş halidir. Kişi kalabalık ortamlarda alay edileceğini düşünerek konuşmak istemez, aşağılanacağını hissederek adım atmaktan çekinir. Bu durumun devamında sosyallikten asosyalliğe geçiş gibi olumsuz bir durum söz konusu olabilmektedir.

Posttravmatik stres bozukluğu, kişinin yaşadığı ve kendisinde travma yaratan bir kaza, tecavüz, ölüm veya doğal afet gibi olaylar sonrası oluşan stres bozukluğudur. Bu durumu yaşayan hasta travma yaratan olay ile ilişkili olarak kabus görmekte, rahatsız edici hayal kurabilmektedir. Düşüncede sürekli travmanın tekrar yaşanacağına dair bir korku vardır.

Anksiyete Nöbeti Nasıl Gerçekleşir? Nöbete Önlem Alınabilir mi?

Hasta durumunun farkında olarak, her an her yerde bu nöbeti yaşayacağını ve nöbetinin belirtileri ile süresini bilmelidir. Sürekli yanında olan kişilere de bilgi vermeli ve aşağıda sayılan önlemleri ona göre almalıdır. Nöbet aniden başlayacağı için kişinin nefes egzersizlerini bilmesi ve uygulaması, varsa işine devam etmesi, bayılacakmış gibi hissettiğinde ise oturması akla ilk gelen önlemlerdir.

  • Daha öncesinden hastanın nöbet halinde iken neler düşündüğünü not alması, bu duygudan hızlı bir şekilde sıyrılması için iyi olmaktadır. Kişi bu korkuların daha önceden kestirilebilir olduğunu ve nöbet bittiğinde kendiliğinden sona ereceğini fark eder ve nöbeti atlatması daha kolay olur.
  • Nöbet esnasında vücut gerildiğinden, hastanın gevşeme tekniklerini ve soluk alıp verme egzersizlerini bilmesi lazım. Gevşeme tekniklerini uyguladığında kasları gevşer, derin bir şekilde nefes alıp verebilir, nöbet dışında geçirdiği hoş anıları hayal edebilir ve nöbet halindeyken zevk alabileceği etkinliklere girişebilir. Böylece anksiyetenin kişiyi etkileme düzeyi azalır ve nöbet süresi kısalır. Bu teknikler denendikçe nöbet görme sıklığı da azalacaktır.
  • Fiziksel hastalıklarda olduğu gibi zihinsel ve ruhsal hastalıklarda da kişinin beslenmesi fevkalade önemlidir. Bilinir ki hazır besinlerin hemen hepsinde kimyasal koruyucular, renklendiriciler ve katkı maddeleri bulunmaktadır. Sadece bu şekilde beslenme alışkanlığı olanların hastalığa davetiye çıkardığını söylemek gerekir. Hele bir de anksiyete tanısı konmuş bir hastanın sağlam bir kahvaltı alışkanlığı olması gerekir. Aşırı kilodan ve hareketsizlikten kaçınmak, sağlıklı besinler tüketmek, alkol alışkanlığından ve sigara tutkusundan vazgeçmek, uyku düzenine dikkat etmek ve yeterince uyumak, hareketli bir yaşam tarzı benimsemek (en azından düzenli yürüyüşler yapmak) önlem olarak sayılabilir.

Anksiyetenin Tedavisi Nasıldır?

Her hastalıkta olduğu gibi psikolojik tedirginlik temeline dayanan anksiyetede de çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Hastanın kişiliğine, anksiyetesinin şiddetine ve türüne göre tedavi türü değişkenlik gösterir.

Davranışçı Terapi: Direkt olarak somut davranış örüntüsüne yönelik bir tedavi türüdür. Hastanın daha önce yaşadığı travmalar veya acılar sonucu biriktirdiği alt yapısı ve problemlerinden yola çıkılarak davranışçı terapinin ilk basamağı olan bilişsel terapi uygulanır. Buradaki amaç önce hastanın düşüncelerini sağlıklı hale getirmek ve bitirilmemiş işlerini çeşitli tekniklerle bitirmesini sağlamaktır. Olumsuz düşünceleri ortadan kaldırılır. Terapinin ikinci aşamasında hasta nöbete maruz bırakılır, yani sanal bir stres oluşturulup hastanın mücadele ve baş etme yeterlilikleri geliştirilir. Bir nevi yüzleşme tekniğidir. Bu tedavi sonucunda hasta, anksiyetesi ile baş edebildiğini fark eder; çünkü tedavi sırasında korktuğu şeylerin hepsiyle karşılaşmış ve farkındalık kazanabilmiştir.

İlaç Tedavisi: Başvurulan hekim gerek görürse –ki çoğu zaman gerek duyulmaktadır- ilaç tedavisine de başlayabilir. Çeşitli dozlarda ve aralıklarda kullanılabilecek antidepresanlar ve benzodiazepinler hastanın gevşemesini ve düşüncelerinden arınmasını sağlamaktadır. Psikoterapiyle birlikte ilaç tedavisi kullanımı daha çok uygun bulunmaktadır.

Anksiyete bozukluğuna sahip olan hastalar (özellikle erkek hastalar) ilk etapta tedaviyi gerekli görmeyebilirler. Ancak durumun ağırlaşması ile profesyonel yardım almaları gerekir. Paranoid belirtiler görünmeden önce bu yardımın alınması, olası kötü sonuçların önlenmesi açısından mühimdir. Bir de dikkat edilmesi gereken diğer husus, hastanın benzer hastalığa sahip diğer kişilerden kulaktan dolma bilgilerle ilaç ismi almaması ve kullanmaması gerekir.

Anksiyete tüm türleriyle birlikte dikkat edilmesi gereken ve tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Bu yüzden psikoterapist yardımı almaktan çekinmemek gerekir.