Çİft terapisi, duygusal ilişki içindeki çiftlerin, ilişkilerini daha doyum verici hale getirmek için gerçekleştirilen bir psikoterapi yöntemidir. Pek çok makale ve yayında çift terapisi, evlilik terapisi ile birlikte ve/veya onun yerine kullanılmaktadır. Ancak ben okuyucunun zihninde bir netlik sağlama adına, www.terapievi.com‘da bir kategorizasyona gidiyor ve nişanlı olan veya flört eden çiftlerin katıldığı terapiyi çift terapisi, evli çiftlerin dahil olduğu terapiyi evlilik terapisi olarak adlandırıyorum. Aile terapisini ise, ebeveyn ve çocuklar gibi aile üyelerinin dahil olduğu terapi olarak kabul ediyorum.

Çift terapisi, her şeyden önce bir ilişki terapisidir. Dolayısıyla, ilişki terapisinin temel özellikleri çift terapisi için de geçerlidir. (İlişki terapisi ile ilgili, ilişki terapisi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.)

Çift terapisinin paradigmaları (temel kabulleri) nelerdir?

Çift terapisi, bireysel terapiden farklıdır. Onu farklı kılan en önemli nokta ilişki odaklı olmasıdır. Bu yüzden çift terapisinde, danışanların ilişki içindeki kendiliklerine odaklanılır. Yani danışanlar için, kim olduklarından ziyade ilişki içinde kim oldukları önem arz eder.

Bir başka nokta, çift terapisinde döngüsellik kavramı merkeze alınır. Döngüsellik anlayışına göre, çiftler ilişkiyi birlikte oluştururlar. Buna göre, ilişkinin düzelmesinde ya da bozulmasında her iki tarafın da rolü vardır. Bu yüzden, ilişkide hiçbir taraf edilgen olarak kabul edilmez. Her iki tarafın bir şey yapmaması da bir şey yapmak olarak kabul edilir. Dışarıdan bakıldığında taraflardan biri daha baskın, yönlendirici olabilir. Ancak çift terapisine göre, karşı taraf da, boyun eğici ve kabullenici davranarak ilişkinin belirli bir döngü oluşturmasında rol oynamış olur.

Çift terapisinde değişim, çözüm odaklı bakmayı gerektirir. Çözüm odaklı bakmak, her iki tarafın da, “Sorunların çözümü için ben ne yapabilirim?” bakış açısı geliştirmesi demektir. Ben bu durumu çiftlere şu metaforla izah ediyorum: “Aynı spor takımında yer alan sporcular olduğunuzu hayal edin. Birinizin hatası sadece onu bağlamaz. Hata bir taraftan bile kaynaklansa, telafi için sizin de mücadele etmeniz gerekir. Yoksa her ikiniz de kaybetmiş oluyorsunuz.”

Çift Terapisi Nasıl Bir Süreçtir?

Çift terapisinin gerçekleşebilmesi için, her şeyden evvel taraflardan birinin (ya da her ikisinin) ilişkilerinde bir sorun algılaması gerekir. Hissedilen sorun alanı değişiklik gösterebilir. İnsanların bazıları ilişki içinde anlaşılamamaktan, bazıları sevildiğini hissedememekten, bazıları terk edilme endişesinden, bazıları sadakatsizlikten, bazıları cinsel ilişkideki sorunlardan, bazıları sadakatsizlikten vb. şikayetçi olabilirler.

İlişkilerinde bir sorun algılayan çiftler, bir çözüm arayışına girerler. Her sorunda olduğu gibi ilişki sorunlarında da pek çok farklı çözüm yolu söz konusu olabilir. Arkadaşlarla dertleşmek, bir büyükle veya aileyle konuşmak, ilişki ile ilgili kitaplar okumak, sorunları görmezden gelmek, alkol ve sigara gibi maddelere baş vurmak, ayrılmayı düşünmek gibi pek çok yöntem, çiftlerin baş vuracağı çözüm yolu olabilir. Ancak tahmin edeceğiniz üzere, bu çözüm yollarının bazıları sağlıklı bazıları da sağlıksızdır. Bir şekilde (internetten denk gelerek, televizyondan görerek, kitaplarda rastlayarak, tavsiye üzerine vb.) çift terapisini keşfeden bazı çiftler ise terapi desteği almaya karar verir. Çift terapisi de, bu çözüm yollarının sağlıklı olanları arasında yer alır.

Çift terapisi desteği arayan çiftler, daha sonra şu ya da bu şekilde (internetten bularak, arkadaş önerisi ile vb.) bir çift terapistine ulaşırlar ve çift terapisti ile görüşmeye giderler.

Çift Terapisinde Neler Olur?

Çift terapisinin yapısı, terapistin anlayışına ve teorik eğilimine göre farklılık arz edebilir. Ben bu yazıda süreci, kendi terapi anlayışıma uygun olarak ele alıyorum.

  • Öncelikle çift terapisti kendini danışanlara (çifte) tanıtır ve onları tanımaya çalışır. Bu, çifte dair bilgiler bazen sistematik sorularla elde edilir bazen de görüşmenin akışı içinde doğal olarak ortaya çıkar. Tanışma kısmındaki sorular, “Bana kendinizden bahseder misiniz?”, “Nerede doğdunuz?”, “Kaç kardeşsiniz?”, “Dünya görüşünüz nedir?” vb. şeklinde olabilir.
  • Tanışma bölümünden sonra çift terapisti, danışanları terapi süreci ile ilgili bilgilendirir. Danışanların beklentileri ile çift terapisinin gerçekliğinin örtüşmesi son derece önemlidir.
  • Daha sonra ilişki tarihçesi üzerinde durulur. “Ne zamandan beri birliktesiniz?”, “Nasıl tanıştınız?”, “Birbirinizle ilgili ilk algılarınız nelerdi?”, “Sizi birbirinize çeken özellikler nelerdi?”, “Etrafınızdaki insanların ilişkiniz hakkındaki düşünceleri nelerdi?”, “Şu ana kadar hiç ayrılık yaşadınız mı; yaşadıysanız neden?”, gibi sorularla ilişki tarihçesi ele alınır.
  • Sonrasında her iki taraf açısından sorunlar ele alınır. Sorunları belirlemek için kullanılan soru tarzları için, “Sizin açınızdan ilişkinizdeki sorunlar nelerdir?”, “İlişkinizde nelerden memnun değilsiniz?”, “İlişkiniz nasıl olsaydı sizin için daha doyum verici olurdu?” örnek olarak verilebilir.
  • Bir sonraki aşamada her iki tarafın sorun çözme yöntemleri ele alınmaya çalışılır. Çiftlerin sorun çözme yöntemlerini belirlemek için kullanılan soru kalıplarına şunlar örnek olarak verilebilir: “İşler sizin istediğiniz gibi gitmeyince ne yapıyorsunuz?”, “İlişkideki sorunlarınızı çözmek için şu ana kadar hangi adımları attınız?”, “Partnerinizin sizi rahatsız eden tutumlarına tepkiniz ne oluyor?” vb.

Çİft terapisinin en önemli basamaklarından biri olan bu bölümde, terapinin hedefleri belirlenir. Terapi hedeflerinin belirlenmesinde, her iki tarafın bir mutabakata varması son derece önemlidir. Taraflardan birinin istediği şey öteki tarafın istemediği şey olursa, sağlıklı bir hedeften bahsedilemez. Aynı şekilde, hedeflerin terapi açısından gerçekçi ve ulaşılabilir olması gerekir. Mesela, “İlişkide hiç sorun yaşamamak”, ya da “Eşimin beni hiç yalnız bırakmaması.” gibi hedefler gerçekçi ve ulaşılabilir olamaz.

  • Hedefler belirlendikten sonra, müdahale sürecine girilir. Müdahale sürecini, belirlenen sorunların çözümüne dönük adımların atıldığı, birtakım yöntem ve tekniklerin kullanıldığı basamak olarak düşünebilirsiniz. Söz konusu yöntem ve teknikleri kısaca şu şekilde izah edebiliriz:

– Psiko-eğitim: Psiko-eğitim, danışanlara insan psikolojisi, ilişki dinamikleri gibi konularda farkındalık sağlamaları amacıyla verilen kısa eğitimlerdir. Bu eğitimlerde en önemli nokta, belirli bir kuramsal altyapıya sahip olunmasıdır. Yani terapist, “Bence” ile başlayan bir cümle kurduğunda, cümlenin altında teorik bir derinlik söz konusu olmalıdır.
Bilişsel (düşünce ile ilgili) teknikler: Bilişsel teknikler, danışanların kendileri, birbirleri ve ilişkileriyle ilgili düşünce yapılarının fark edilmesi ve işlevsiz olanların işlevsel olanlarla değiştirilmesi için kullanılan tekniklerdir.

– Duygusal teknikler: Çİft terapisinde kullanılan duygusal teknikler, duygular hakkında farkındalık sağlamayı hedef alır. Duyguların yapısı, insan hayatındaki önemi, oluşum dinamikleri, fark edilmeleri, uygun bir şekilde ifade edilmeleri, karşıdakinin duygularını anlama vb. söz konusu farkındalığın içinde yer alır.

– Davranışsal teknikler: Davranışsal teknikler, davranışlarımızın ortaya çıkışı ve ilişkimize etkisine dönük bir farkındalık sağlamayı hedef alır.

– Yaşantısal teknikler: Bu gruptaki teknikler, duygu ve düşüncelerin fark edilmesi ve ifade edilmesi, geliştirilen yeni anlayışın deneyimlenmesi vb. amaçlarla gerçekleştirilir. Mesela danışanlar, öfkelerini yıkıcı bir dil kullanmadan ifade edebilmeyi seansta, terapistin karşısında denerler.

– Seans dışı çalışmalar: Çift terapisi, sadece seans ortamında gerçekleştirilen bir süreç değildir. Seansta ele alınan konuların pekişmesi için danışanların günlük hayatta da çaba sarf etmeleri gerekir. Bunun için bazen terapist danışanlara ödevler verebilir. Bu ödevler, danışanlarla birlikte belirlenir. Mesela, “Bir sonraki görüşmemize kadar her ikinizin de birbirine iltifat etmesini istiyorum.”, “Bu hafta içinde her gün, başka hiçbir uyaran (televizyon, telefon vb.) olmadan bir saat boyunca baş başa kalmayı deneyimlemenizi istiyorum.” gibi ödevler söz konusu olabilir. Bu çalışmaların etkileri bir sonraki seansta değerlendirilir.

İfade etmeye çalıştığım yöntem ve teknikler ilişkinin yapısına ve danışanların özelliklerine göre değişiklik gösterir. Bazı danışanlar için duygu ifadesi önemli iken bazıları için psiko-eğitim çok daha önemli olabilir. Çift terapisti açısından mesele, süreci danışanlara göre uyarlayabilmektir.

Çift terapisi süreci yukarıda ifade ettiğim gibi hiyerarşik olarak gerçekleşmez. Çift terapisti, tanışma kısmında soru sorarken de bazı teknik ve yöntemleri kullanmış olabilir. Ya da terapinin ortalarında sorunlar ve hedefler yeniden ele alınabilir. Bütün mesele, tabiri caiz ise, çift terapistinin alet çantasındaki tüm aletleri danışanların iyiliği için uygun bir şekilde kullanabilmesidir.

Özetle çift terapisi, duygusal bir ilişki yaşayan çiftlerin, ilişkilerini her iki taraf için de daha doyum verici hale getirmek için, belirli psikoterapi tekniklerinin kullanılması yoluyla çift terapisti tarafından gerçekleştirilen son derece işlevsel bir terapi yöntemidir.

Siz de “Çift terapisi nedir?” sorusunun cevabıyla ile ilgili düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.