Kaygı, herkesin zaman zaman yaşayabileceği normal bir duygudur. Ancak panik atak (panik nöbeti) size sanki kalp krizi geçiriyormuş, boğuluyormuş, çıldırıyormuş ya da kontrolü kaybediyormuş gibi hissettirebilen ağır bir yaşantıdır. Bir panik nöbeti esnasında nefes darlığı, ürperme hissi, kulaklarda çınlama, olası felaket hissi, titreme, boğulma hissi, göğüs ağrısı, terleme ve kalp çarpıntısı gibi fiziksel belirtiler yaşayabilirsiniz. Bu belirtilerin hipertiroidizm, kafein bağımlılığı, mitral valv prolapsusu ve diğer tıbbi nedenlerini dışlamak için bir doktora görünmeniz gerekir.

Tekrarlayan, beklenmedik panik atakları yaşayan bir kişi, daha çok nöbet yaşamaktan korkar, yaşadıklarının ne anlama geldiği ile ilgili endişe duyar, davranışlarında değişiklikler yapar ve sonuç olarak yaşadığınız şey “panik bozukluğu” adını alır.

Panik bozukluğu olan birçok kişi aynı zamanda “agorafobi” de yaşar. Agorafobi, panik nöbetlerinin yaşanabileceği ya da kaçışın zor olabileceği yer ya da ortamlarda bulunma korkusudur. Mesela, agorafobiniz varsa, yalnız kalmaktan, süpermarkete gitmekten, tren ya da uçakla seyahat etmekten, köprüden geçmekten, yüksek bir yerde bulunmaktan, tünellerden geçmekten, açık alanda yürümektenve/veya asansöre binmekten kaçınabilirsiniz.

Birçok kişi uykuya dalarken panik nöbeti yaşar. Bunun nedeni, olasılıkla uykuya dalma sırasında kalp atım hızındaki yavaşlamanın telafisi amacıyla vücudun kalp atım hızının artması ile ilgilidir.

Agorafobi geliştiren bazıları güneş ışığında kaygı yaşayabilirken, bazıları loş ışıkta kaygılı olur. Panik bozukluğunda sıcaklık önemli bir faktördür. Sıcak, her şeyden evvel nabız atımını, baş dönmesini ve dehidrasyonu arttırdığından ve daha çok dışarıya çıkma imkanı taşıdığından (kişinin daha hassas olduğu yerlerde) yazın panik bozukluğu ve agorafobide bir artış olmaktadır. Bu durumlarda panik atağı geçireceğinizden endişe edebilirsiniz.

Panik Bozukluk Nedenleri Nelerdir?

Bazı araştırmalar, panik bozukluğu ve agorafobinin genetik bağlantılarını ortaya koymaktadır. Ancak, bu bozukluk tamamen kalıtsal değildir. Herhangi bir yıl süresince toplumun % 30 ile %40 arası panik nöbeti yaşayabilir. Ancak bu insanların büyük bir kısmı, paniklerini bir felaket olarak algılamayacak ve panik bozukluğu ve agorafobi geliştirmeyecektir.

Panik nöbetiniz başlangıçta, evden ayrılmak, evlilik/çift sorunları, ameliyat, yeni sorumluluklar, veya hastalık gibi stres verici bir durumdan tetiklenebilir. Yaşadığınız fiziksel uyarım duyumları (nefes almada zorluk, terleme, baş dönmesi, kalp çarpıntısı vb.) bir felaket habercisi olarak (Kalp krizi geçiriyorum, deliriyorum, boğuluyorum vb.) yorumlayabilirsiniz. Sonuçta, sizde artmış uyarılma (fiziksel duyumlarda artış ve endişe) ile sonuçlanan “hipervijilans” (fiziksel duyumlara aşırı odaklanma) gelişebilir. Bu uyarılma, “yanlış alarm” olarak adlandırılan, felaketleştirici yorumlarınızı daha fazla tetikler. Çünkü, gerçek bir tehlike olmadığı halde, “tehlike var” sinyali almaktasınız. Bu tür uyarılma ve yorumlamalardan hareketle tam bir panik nöbeti (panik atağı) yaşayabilirsiniz. Bu nedenler sizde “beklenti anksiyetesi” (aynı yaşantıları tekrar yaşayacağınız endişesi) geliştirir ve bu kaygılarınıza yol açan durumlardan kaçınmaya, uzak durmaya çalışırsınız. Kaçınma ve kaçma, kaygı ile başa çıkmak için geliştirdiğiniz ana mekanizma olunca agorafobi geliştirmiş olursunuz.

Korktuğunuz durumlardan kaçınamadığınızda, genellikle kaygının çok arttığı ya da kaçmaya ihtiyaç duyduğunuz bir durumda size eşlik eden bir “güvenlik kişisi”nin yardımını alırsınız. Güvenlik kişisi ve diğer “güvenlik davranışları” sizin panik atak yaşamanıza engel olsa da bir sonraki panik nöbetinin korkusuyla yaşamak durumunda kalırsınız. Bu şekilde dünya sizin için daha küçük bir yer haline gelir.

Panik bozukluğu yaşayan pek çok kişi, kısmen hayatlarının zorlaşmasından kısmen de panik atakları tekrar yaşama endişesinden depresyona girebilmektedir. Bu kişilerin bazıları, o kadar kaygılı ve depresif hissederler ki kendilerini yatıştırmak için, kendilerini alkol, xanax ve diazepam ile kontrol etmeye çalışırlar.

Panik Bozukluğu Hakkındaki Bazı Yanlış Bilgiler

Bazı insanlar, panik bozukluğun çok derinlerde yatan psikolojik bir bozukluğun sonucu olduğuna inanırlar. Bu kesin bir durum değildir. Panik bozukluğu yaşayan bazı insanların daha derin bir problemi olabilirken bazılarının olmaz. Panik bozukluğunuz depresyona ve başkalarına bağımlılığınıza ve kendinizi eleştirmenize yol açabilir. Ancak panik bozukluğundan, çocukluk yaşantılarını araştıran uzun dönemli bir terapi olmadan da kurtulabilirsiniz. Bilişsel-davranışçı terapi, panik bozukluğunda etkinliği ispatlanmış bir psikoterapi modelidir.

Panik bozukluğu yaşayanlar, “Her türlü kaygı kötüdür.”, “Kaygımdan hemen kurtulmalıyım.” gibi gerçek dışı inançları olabilir. Bu insanların bazıları, yanlış bir şekilde, kaygılarını tehlikeli tıbbi bir durumun işareti olarak yorumlar. Bazıları ise, yıllardır bu sorunu yaşadıkları için, sorunlarının çözümsüz olduğuna inanırlar. Oysa ilaçlı ya da ilaçsız, bilişsel-davranışçı terapi, panik bozukluğunun düzeltilmesinde oldukça etkilidir.

Panik bozukluğu için bilişsel-davranışçı terapi ne kadar etkilidir?
Panik bozukluğunun tedavisinde bilişsel-davranışçı terapinin etkinliğini araştıran çalışmalar yapılmaktadır. Oxford Üniversitesi ve Pennsylvania Üniveristesi gibi pek çok üniversite ve enstitüde yapılan çalışmalar bilişsel-davranışçı terapinin panik bozukluğunda %85 ile %90 arasında etkin olduğunu göstermektedir. 20-25 seanstan oluşan bu terapi sürecinden sonra da insanların iyilik hallerini korudukları gözlenmiştir.

Panik Bozukluğu İçin İlaç Tedavisi

Panik bozukluğu ve agorafobinin tedavisinde bazı ilaçlar faydalı bulunmuştur. İlaç kullanımı mutlaka ve mutlaka bir psikiyatrist gözetiminde gerçekleştirilmelidir. Hiçbir şekilde, gelişigüzel ilaç kullanılmamalıdır. İlaç kullanımıyla ilgili her türlü soru ve endişe hekimle paylaşılmalıdır.

Panik bozukluğunda kullanılan ilaçlar uyarılmayı azaltmaya yardımcı olmakla birlikte, tedavi sonrasında panik belirtilerinin geri gelmesine engel olamayabilirler. Bu yüzden, panik bozukluğu için ilaç tedavisi alsanız bile, bilişsel davranışçı terapi almanızı da öneririz.

Bilişsel Davranışçı Terapinin Aşamaları Nelerdir?

Panik bozukluğu ve agorafobinin bilişsel-davranışçı terapisi birkaç hedef çerçevesinde düzenlenir. Bu hedefleri şöyle özetleyebiliriz:

  • İlk olarak kaygı, panik ve agorafobinin özelliklerini anlamanıza yardımcı olma
  • İkinci olarak, kaçındığınız ya da korktuğunuz durumların derecesi belirleme
  • Üçüncüsü, önemli belirtilerin özelliklerini, şiddetini, sıklığını, ve panik nöbetlerinizi ortaya çıkaran durumları değerlendirme
  • Dördüncü olarak panik nöbetine eşlik eden başka sorunlar (depresyon, aşırı yeme, yalnızlık, ilişki sorunları vb.) olup olmadığını belirleme

Panik bozukluğunuz için bilişsel-davranışçı terapi şunlardan tümünü veya bazılarını içerebilir:

  • Kas gevşetme eğitimi
  • Nefes gevşetme eğitimi ve nefes alma eğitimi
  • Panik nöbeti yaşadığınız durumlara aşamalı bir şekilde maruz kalma
  • Bilişsel terapi ilkeleri ile ilgili eğitim
  • Kendini ifade etme eğitimi
  • Panik belirtilerini tanıma ve azaltma eğitimi

Yukarıdakilerle birlikte, panik dışındaki sorunlarınız (depresyon gibi) da terapide ele alınabilir.

Panik Bozukluğunun Terapisinde Sizden Ne Beklenir?

Bilişsel-davranışçı terapi sizin için pasif değil aktif bir deneyim olacaktır. Terapi süreci aktif katılımınızı ve çabanızı gerektirecektir. Görüşmelere düzenli olarak katılmanız gerekir. Gerekli formları doldurmanız, terapistinizle birlikte belirlediğiniz çalışmaları yapmanız gerekir. Terapiyi bitirme noktasında terapistinizle ortak bir görüşe sahip olmalısınız.

Düzenli ve cesur bir çalışmayla, panik bozukluğunuzdan kurtulacağınızı biliyoruz. Görüşmek üzere.