Pazar , Mayıs 27 2018
Ana Sayfa / Genel / Panik Bozukluk Tedavisi

Panik Bozukluk Tedavisi

Panik bozukluk, tedavisi mümkün olan bir psikiyatrik hastalık olmasına rağmen, pek çok panik bozukluk hastasına, yaşadığı sorun çözümsüz gibi gelir. Bu yazıda, panik bozukluk tedavisinde geçerli olan yöntemleri kısaca ele almaya çalışacağım.

Panik bozukluğun gelişmesinde ve sürmesinde biyolojik ve psikolojik etkenler söz konusudur. Aynı şekilde, yapılan araştırmalarda, panik bozukluk tedavisi için de biyolojik (ilaç tedavisi) ve psikolojik tedavi yöntemlerinin etkili olduğu bulunmuştur.

Panik bozukluk tedavisi için uygulanan yöntemlerin etkisi kişiye göre farklılık gösterir. Panik bozukluk hastalarının çok küçük bir kısmı tedaviden fayda görmez, bir kısmı da kısmen fayda görür. Ancak hastaların büyük bir kısmı, bahsedilen yöntemlerin çok ciddi düzeyde fayda sağlar. Hatta, panik bozukluk tedavisi sonucunda pek çok hastada hiçbir panik atak belirtisi kalmaz.

Panik Bozukluk Tedavisi ve İlaç Kullanımı

Panik bozukluk tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri, biyolojik tedavi ya da ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi söz konusu olduğunda bu satırların okuyucularına hatırlatma ihtiyacı duyduğum bir nokta var: Psikiyatrik ilaçlar asla ve asla gelişigüzel kullanılmamalıdır. Psikiyatrik ilaçlara başlanması ve ilaçların kesilmesi hekim kontrolünde olmalıdır.

Panik bozukluk tedavisinde pek çok kişiye anksiyolitik (kaygı giderici) ilaçlar verilir. Söz konusu kaygı giderici ilaçlar sayesinde, kişilerde panik tak belirtilerinin ortadan kalktığı görülür. Anksiyolitiklerin en önemli özelliği çok hızlı etki etmeleri (30-60 dakika gibi bir sürede), dolayısıyla da yoğun kaygı ya da paniğin yaşandığı durumlarda yararlı olmalarıdır. Ancak bu ilaçlar, uyuşukluk ve sedasyon gibi bilişsel ve motor performansı olumsuz etkileyen yan etkiler doğurabilir. Ayrıca bu ilaçlar bazı kişilerde psikolojik bağımlığa, ilaç kesildiğinde de yoksunluk belirtilerinin (mesela asabiyet, uyku düzensizliği, uyuşukluk ve yeni panik ataklar) ortaya çıkmasına sebep olabilir. Dolayısıyla bu ilaçlar (benzodiyazepinler) artık başvurulan ilk tedavi şekli değildir.

Panik bozukluk tedavisinde kullanılan ikinci grup ilaçlar antidepresan (depresyon giderici) ilaçlardır. Antidepresanların anksiyolitiklere göre bazı avantaj ve dezavantajları vardır. Önemli avantajlarından biri, bpsikolojik bağımlılığa yol açmamalarıdır. Bu ilaçlar aynı zamanda, panik bozukluğa eşlik eden depresif belirtileri ya da bozuklukları da hafifletebilmektedirler. Antidepresanların dezavantajlarından biri, etkilerinin dört hafta gibi bir sürede ortaya çıkmasıdır. Aynı zamanda bu ilaçlardan bazıları ağızda kuruluk, kabızlık ve bulanık görme gibi, bazıları da cinsel uyarılmanın azalması gibi sıkıntı verici yan etkiler gösterebilmektedir. Ayrıca ilaç kesildiğinde panik bozukluk belirtilerinin nüksetme ihtimali de yüksektir.

Panik Bozukluk Tedavisinde Psikoterapi

Panik bozukluk tedavisinde en etkili psikoterapi yöntemi, pek çok araştırmaya göre bilişsel davranışçı terapidir. Panik bozukluk için geliştirilmiş bilişsel davranışçı terapi yaklaşık 15-20 seans sürmektedir. Her seans 50 dakika olarak gerçekleştirilir. Panik bozukluğun bilişsel davranışçı terapisinde aşağıdakiler gerçekleştirilir:

  • Psiko-eğitim: Psiko-eğitim, panik bozukluk hakkında danışanın eğitilmesini içerir. Söz konusu eğitimle, panik bozukluk yaşayan kişi, panik, panik atak, panik döngüsü, agorafobi, kaçınma ve panik bozukluk gibi kavramlar hakkında bilgilendirilir. Çünkü, panik bozukluktaki en önemli sorunlardan biri, hastaların yaşadıklarını anlamlandıramamaları ve dehşet verici bir şey olarak algılamalarıdır.
  • Bilişsel yeniden yapılandıma: Panik atak yaşayan kişi, yaşadıklarını (mesela kalp çarpıntısını) olumsuz bir şekilde değerlendirir. Bedensel tepkilerini bir felaketin habercisi olarak yorumlar. Geliştirdiği önleyici düşünce yapılarıyla (Mesela, “Yalnız kalmamalıyım.”, “Yanımda her zaman su bulundurmalıyım.” vb.), panik atağın önüne geçmeye çalışır. Ancak bu düşünce yapılarının ortaya çıkardığı davranışlar, uzun vadede kişinin hayatını kısıtlayıcı ve panik bozukluğunu sürdürücü bir hal alır. Bilişsel yeniden yapılandırma ile hedeflenen, kişinin yaşadığı sorunu negatif ya da pozitif değil, gerçekçi açıdan değerlendirmesine yardım etmektir.
  • Korkulan ve kaçınılan durumlarla karşı karşıya gelme (maruz bırakma): Panik atak yaşayan insanlar, aynı şeyi yaşamalarına yol açacağına inandıkları nesne, mekan ya da durumlardan uzak durmaya çalışırlar. Mesela, kişi ilk kez köprüde panik atağı yaşamışsa bir daha köprüden geçmemeye çalışır. Panik atakla başa çıkamayacağı düşüncesiyle yalnız kalmamaya çalışır. Gerçekte bu tür tutumlar, panik bozukluğun tedavisine engel olur. Çünkü kişinin hayatı gittikçe daha keyifsiz olmaya başlar ve bu da depresyona davetiye çıkartır. Bilişsel davranışçı terapide, kişiler kaçındıkları durumlarla uygun bir şekilde yüzleştirilirler ve gerçeği test etme şansı elde ederler.
  • Korkulan duyumlarla yüzleşme: Panik bozukluğu olan kişiler, kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi bedensel duyumları da felaket olarak algılarlar. Aslında panik atak döngüsünü sürdüren de büyük oran da bu felaket algısıdır. Terapide kişi, bu korktuğu duyumlarla, korkusu ortadan kalkana dek yüzleştirilir. Mesela seans esnasında kişinin sersemlik duyumu ortaya çıkartılır ve kişinin onunla başa çıkabilmesi sağlanır. Bu şekilde kişi bedensel belirtilere duyarsız hale gelir.
  • Nefes alıp verme eğitimi: Hızlı nefes alıp verme (hiperventilasyon) panik belirtilerini tetikleyebilir. Nefes kontrolünü öğrenen kişiler panik ataklarıyla daha rahat başa çıkabilirler. Terapi esnasında bunun da üzerinde çalışılır.
Peki hangi tedaviyi seçmeliyim?

Panik bozukluk tedavisinde ilaç tedavisini ve bilişsel davranışı terapiyi çok kısaca anlatmaya çalıştım. Doğal olarak okuyucunun aklına, “Bu tedavi yöntemlerinden hangilerini seçmeliyim?” sorusu gelebilir.

Söz konusu tedavi şekli biraz da kişinin tercihiyle ilgilidir. Bazıları belirtilerin bir an önce ortadan kalkmasını istedikleri için ilaç tedavisini tercih edebiliyorlar. Bazıları ise ilaç kullanmak istemediklerini söyleyerek psikoterapiyi talep ediyorlar. Bazıları ise her iki tedaviyi birlikte almak isteyebiliyorlar.

Panik bozukluk tedavisi için literatüre bakıldığında, bilişsel davranışçı terapinin biraz daha ön plana çıktığı görülüyor. Bunun sebepleri arasında ise,

  • ilaç tedavisinde ortaya çıkan yan etkilerin terapide oluşmaması,
  • terapi bittikten sonra da etkisinin kalıcı olabilmesi,
  • kişilerin hastalıkla kendilerinin başa çıkması dolayısıyla yaşadıkları özgüven,
  • terapi sürecinde panik bozukluğu ile başa çıkmakla birlikte kişisel bir farkındalık ve gelişimin de yaşanması gösterilebilir.

Siz de yazıyla ve konuyla ilgili düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.

Bu da Var

Disleksi Nedir?

Tarihçesi 1896 yılına dek uzanan disleksi kavramının akılda kalan ilk karşılığı doğuştan kelime körlüğü şeklindeki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu İçin Tıklayın!