Pazar , Mayıs 27 2018
Ana Sayfa / Genel / Sevgilimi Çok Kıskanıyorum

Sevgilimi Çok Kıskanıyorum

Soru

Merhaba. Ben 20 yaşındayım sevgilim 27 yaşında. 4 senedir birlikteyiz.

Yusuf Bey, sevgilimin benden önce kız arkadaşları olmuş. Tabi bunu sıkıntı etmiyorum. Ama bir siteye eski sevgilisiyle birkaç fotoğraf koymuşlar. Fotoğraflarda gözüne baktığı, sarıldığı fotoğraflar da var. O istese onunla olurdu zaten. Böyle şeyleri düşünüp arkamdan iş çevirecek biri olmadığını düşünüyorum.

Onu seviyorum. Evlenebilmek için çabaladığını görüyorum. Bu yüzden beni sevdiğini de anlıyorum. Ama ben onun bana bakışını seviyorum. “Göz görmeyince gönül katlanır.” diyorlar ya, ben o fotoğrafları görünce kabullenemedim. İşin kötüsü eski olduğu için, yani üstünden 7 yıl falan geçmiş. Bu yüzden o zamanki e-postasını falan da bilmiyor tabi. O fotoğraflar kalkmıyor yani. Benim arada gözümün önüne geliyor o kız, dayanamıyorum. Sevgilime bunu söyledim. O unutmuş bile. Fotoğraflarda da o şekilde olduklarını söylediğimde, “Unutmuştum. Nasıl fotoğraf onlar? Merak ettim.” dedi. O fotoğraflara bakmasını kaldıramam. Bir yandan kendime kızıyorum, ona o günleri hatırlattığım için.

Lütfen bir şeyler diyin. Onu çok kıskanıyorum. Bir kızla konuştuğunda ya da bana şaka olarak bile bir kızla ilgili bir şey dediğinde terlemeye başlıyorum. Elim ayağım uyuşuyor sanki.

Böyle olmak istemiyorum ben. Yardım edin. Bu boş şeylerle ilişkimi yıpratmak istemiyorum.

Cevap

Merhaba. Düşüncelerimi daha iyi ifade edebilmem için, sizi küçük bir oyun oynamaya davet ediyorum. Basit ve kendi içinizde oynayabileceğiniz bir oyun. Gözlerinizi kapatın ve zihninizde bir tiyatro sahnesi yaratın. Bu sahnede 3 oyuncu var: Anne, 1. çocuk ve 2. çocuk.

Annenin özellikleri: Çocuklarını dengeli bir şekilde sev(e)meyen, birini ötekine göre önde tutan. Birinin beklenti ve ihtiyaçlarını daha çok önemseyen, ötekini ihmal eden. Çocuklarından birine uzak, ötekine yakın olan.

1. çocuk: Annesi tarafından yeterince sevildiğini hissedemeyen. Duygusal ihtiyaçları için annesinden emin olamayan. Daha çok, annesi ile 2. çocuk (kardeşi) arasındaki ilişkiye uzaktan kıskanarak bakan.

2. çocuk: Annesi ile yakın. Annesinin ilgisinden emin. Sevildiğini, şımarık bir şekilde hisseden. Anneyi elde etmiş olduğu için 1. çocuğu kıskandıran.

Sahne tabii ki detaylandırılabilir. Ancak şimdilik bu kadarı yeterli. Siz bu sahneye bakan bir seyirci olarak, kendinizi hangi oyuncuya daha yakın hissediyorsunuz?

Sahneyi şimdilik bir kenarda tutarak bir noktanın altını çizmek istiyorum: Kıskançlık bir sevgi göstergesi değildir. Bunu belirtmek istedim; çünkü pek çok insan kıskanmayı ya da kıskanılmayı bir sevgi işareti olarak algılıyor. Oysa sevgi göstergesi olan kıskançlık değil, umursamaktır. Zaten, kıskançlığı sevgi ile karıştıranların zihinsel dinamiği genelde şöyle kuruluyor: Umursamak sevgi göstergesidir. > Kıskanıyorsa beni umursuyor. > Beni umursuyorsa beni seviyor.

Yukarıdaki üç ifadenin birincisi ve ikincisine katılıyorum. Evet, umursamak sevgi göstergesi olabilir ve partneriniz sizi umursuyorsa sizi seviyor olabilir. Ancak asıl mesele ikinci ifadede ortaya çıkıyor: Kıskanıyorsa beni umursuyor.

Ne yazık ki, psikolojik dinamikler açısından işin aslı öyle değil. Kıskanan kişinin asıl derdi kıskandığı kişi değil, kendisidir.

Şimdi ilk baştaki sahneye dönelim. Burada kıskanılanın anne olduğu sanılır genelde. Aslında kıskanılan anne değil, öteki kardeştir. Anne ise, arzu edileni (sevilmek) elinde bulunduran varlıktır. Dolayısıyla o kıskanılmaz. Onun elindekini alabilen, öteki kardeş kıskanılır.

Çocukluğumuzun ilişki yapılarını biz yetişkinliğimize de taşırız. Sadece kişiler değişir. Bu sefer kıskançlık üçgeninde biz, kıskandığımız öteki (kardeş), ve arzu ettiğimizi (sevilmek) elinde bulunduran eş ya da partner (anne) vardır hikayemizde. Biz de gene sevgilimizi değil de öteki (sevgilimizin sevgisini elde edebilen) kişiyi kıskanırız. Ancak, meseleye böyle bakamadığımız için, partnerimizi kıskandığımızı, çünkü onu sevdiğimizi söyleriz kendimize.

Özetle, kıskançlık büyük oranda kendi iç dinamiklerimizle ilgilidir. Kendimizi, sevgilimizi ve ilişkimizi nasıl algıladığımızla ilgilidir. Kıskançlığın üstesinden gelmek için ilk yapmamız gereken bununla yüzleşmektir. Çocuk olmadığımızı, bir rekabete girmemize gerek olmadığını, bizi belirsizlikle başbaşa bırakan partnerimize mahkum olmadığımızı görebilmeliyiz. Bu şekilde özgürlüğümüzü elde edince, kıskançlık zaten anlamsız bir hal alacaktır. Muhabbetle.

Bu da Var

Disleksi Nedir?

Tarihçesi 1896 yılına dek uzanan disleksi kavramının akılda kalan ilk karşılığı doğuştan kelime körlüğü şeklindeki …

3 yorum

  1. Merhaba ben 18 yaşındayım sevgilim ise 23 yaşında kıskancligimi bazen abarttigimi söylüyor ama benim elimde olan birsey degil yani kizlarla konuşan bir tipde degil ama aldatilmaktan korkuyorum. Universite de kendi grup arkadaslarinin icinde bi kac kiz var onlara sinir oldugumu anladilar konusturmuyorum onlarla veya bi kafeye gidiyoruz siparis verirken garson kizla buna bakiyorum sanki garson kiz ona bakiyomus gibi hissediyorum hickimseyle vakit gecirmesin benimle vakit gecirsin istiyorum okula giderken falan sanki kizlar bunu süzüyormuş gibi hissediyorum telefonunda eski arkadaslariyla resmini buldum benle tanismadan once o kizla sevgili olmaya zorluyomus arkadaslari yanlarinda bir ciftle bir mekana gitmisler 4lü bi fotografi vardi ve silmemisti cok uzuluyorum bu duruma bazen eski zamanlarini mi ozluyor diye kafayi yiyorum bende bu durum hastalık halina geldi lutfen yardimci olun..

  2. Merhaba 23 yaşındayım erkek arkadaşımla 5yildir birlikteyiz bu sürenin 2yili birbirimizden ayrı yani okul nedeniyle mesafeli geçirdik bu arada yasin gerektirdiği yeni insan, yeni şehir vs gibi değişimler erkek arkadasimi oldukça etkiledi hemen hemen her hafta ayriliyorduk sonra tekrar beni arayıp beni özlediğini söyleyip tekrar konuşuyorduk. Bu ayrı kaldığımız sürede beni tek gecelik ilişkilerle aldattığını öğrendim. Şöyle bir durum vardı bunları öğrenmeden önce inanılmaz derecede ona güveniyordum, bende üniversite de okuyordum çevremdeki herkes benim bir sevdiğim olduğunu uzakta okuduğunu biliyordu. Fakat o aynı özveriyle yaklasmamis olaya. Birileri bana aldatiyordur seni diye zirvaliyordu üniversite hayatı olacak vs gibi hayır diyordum o aldatmaz başkasına aşık olsa bile gelir bana söyler hepsi bu diyordum işin asli böyle olmadı tabi. Düpedüz aldatildim. Sonrasında bütün bunları iyi kötü bazı durumların sonrasında üstünü kapatmayı tercih ettik. Ama tabi benim dengelerim bozuldu. Ona güvenmiyorum 3senedir neredeyse her gun birlikteyiz aynı evde kalıyoruz 3sene içerisinde evet aldatma gibi bir girişimi olmadı ama bende de takıntı durumu oluştu suna baktin şunu kestin vs gibi. Hastalık derecesindeyim bütün vücudum titriyor, sadece ona değil karşı tarafa da güvenmiyorum bu benim paranoyakligimdan mi kaynaklı bilmiyorum ama kadın bir başka kadının tehlike ya da değil cilvemi yapıyor hoslandimi etkilendimi az çok anlıyor diye düşünüyorum. Sürekli hayatımıza giren insanların erkek arkadaşımla konuşmasını analiz ediyorum her iki tarafında problem görmediğim durumlarda oluyor problem gördüğüm durumlarda. Kafayı yicek gibi oluyorum ortamda herkes bana neden k onusmuyorsun diye soruyor ben o an karşıdakini ve erkek arkadasimi inceliyorum yapılan tüm hareketleri bakışları söylemleri inceliyorum yaniliyorda olduğum zamanlar vardır fakat bile bile göz göre göre bazı insanların erkek arkadaşıma olan farklı davranışı görüyorum soyledigim gibi kadın kadının hareketlerini olcebilir ama artık deliricem dayanamıyorum bu durumlari aşmak istiyorum ne yapacağımı bilmiyorum psikiyatriye gitmelimiyim? Insanlar mi kötü ben mi paranoyagin tekiyim ama bir insan; başka bir insanın iki farklı insana davranışından bakisidan anlaması zor değil ayırt edebilir ben ayırt ediyorum rahatsız oluyorum kendime çok zarar veriyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu İçin Tıklayın!