Çarşamba , Kasım 21 2018
Ana Sayfa / Genel / Şİzofreni Nedir?

Şİzofreni Nedir?

Kökeni beyinsel olan şizofreni hastalığı, insanın ilk olarak düşüncelerini, buna bağlı hareketlerini, duyguları algılama ve ifade ediliş şekillerini, gerçek hayattaki somut olayların algılanışını ve nihayetinde insanlar arası ilişkilerini bozan bir hastalıktır. Tüm bu belirtilerin yaşanması hastanın sosyal ilişkilerinde, iş deneyimlerinde, akademik hayatında ve ev yaşantısında problemler yaşamasına neden olur.

Araştırmalar şizofreninin yüksek oranda kontrol altına alınabileceğini gösterse de, hasta yaşamı boyunca bu durumla yaşamak zorundadır. Bir psikoz türü olarak tamamen zihinsel nedenlerden ötürü hasta, gerçek ile hayali, somut ile soyutu ayıramamaktadır. Hatta tedavisine başlanmayan hasta gerçek hayatla bağlarını tamamen koparabilmektedir. Yürürken, otururken, iş yaparken veya biriyle konuşurken karma karışık sesler, görüntüler ve düşünceler insanı o anından soyut bir boyuta geçirebilmektedir. Bu yüzden kesinlikle tedavi şarttır.

Şizofreninin boyutu insanın yaşanmışlıklarına göre değişir. Erkekten kadına, gençten yetişkine ve yaşlıya göre şiddeti değişebilen şizofrenide hasta farklı bir kişilikte görünür ve davranış örüntüsü hızla değişir. Kimi hastalarda bu tür ani değişimler az gerçekleşirken, ileri boyutlarda birden çok değişim yaşanabilmektedir.

Şizofren kişi hayali ürün olarak tek bir kişiyi görebildiği gibi, birden fazla kişiyle de soyut bir ilişkiye giriyor olabilir. Hastalık kimi zamanlar tekrar nüksettiği gibi kimi zamanlar ise hiçbir belirti göstermeyebilir.

Şizofreni Türleri Nelerdir?

Şizofreninin belirtilerine ve hastaya göre farklı türleri bulunmaktadır.

Paranoid şizofreni türünde duygu bakımından, diyalog ve düşünmelerinde gayet normal görünüm sergilerlerken, yarattıkları soyut bir varlık veya gizli bir grup tarafından takip edildikleri, cezalandırıldıkları ve işkence gördükleri gibi şeyler ifade etmektedirler.

Hebefrenik şizofreni türünde davranış örüntülerinde bir tutarsızlık söz konusudur. Konuşurken karşı tarafın anlayamadığı türden karışık cümleler ifade ederler, anlattıkların anlam bütünlüğü yoktur, tedirginlik vardır. Anlatacaklarını daldan dala atlayarak ve birbirinden kopuk şekilde anlatırlar.

Katatonik şizofreni türünde hasta hareket etmeden saatlerce öylece durur. Etkilere tepki göstermezler. Hareket etme konusunda oldukça tembeldirler. Bazen yüz hareketlerinden asabi oldukları anlaşılır. Nadir olarak da tepki olarak sözel tekrarlama reaksiyonunu gösterirler. Yeterince beslenme taraftarı olmadıkları için halsizlik yaşarlar. Bu halsizlik, yataktan düşme, kolunu kırma gibi kendilerine zarar verecek boyutta bile olabilir.

Ayrışmamış şizofreni adı verilen türde ilk üç şizofreni kategorisine girmeyen bir davranış listesi vardır. Uzmanlar şizofreni olduğuna emindirler ancak hangi tür bir şizofreni ile karşı karşıya olduklarından emin değildirler.

Kalıntı şizofreni türünde ise ilk tanı zamanından beri göstergeler iyice azalmıştır. Tepkiler, hayaller ve hastanın kendisinin gördüğü ancak başkalarının göremediği varlıklar görülmeye devam etse de ilk zamankinden epey azdır.

Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

Farklı zamanlarda değişik davranışlar sergileyebilen şizofren hastalarının, başlarda yaşadıkları hızlı ve anidir. Genel olarak incelendiğinde şizofrenlerin negatif, dezorganize ve pozitif olmak üzere üç farklı türde tepkiler ve belirtiler gösterdiği görülmektedir.

Negatif belirtiler içerisinde duygusal bir duruma karşı farklı türde tepki vermek, sosyal ortamlardan, arkadaş çevresinden ve aile üyelerinden kopmak, enerji yoksunluğu, motive olmada güçlük, hayata karşı duyulan sevgiyi kaybetme, hijyen kurallarına uymamak, iş yaşantısında, okul zamanlarında ve aile içi iletişimlerde yaşanan problemler, gülerken aşırı tepki verme, ağlarken kendini yırtarcasına ağlamak gibi aşırıya kaçan tepkiler, uzun bir zaman tamamen hareketsiz kalmak sayılabilir.

Dezorganize belirtiler denince düşünsel ve fiziksel olarak organize olamamak akla gelmektedir. Nitekim anlamsız cümleler kurulması, karşıdakinin anlayamayacağı kelimeler türetilmesi, düşünceler arası geçişin çok hızlı olması, fiziksel hareketlerin yavaşlığı, karar verme becerisini gerçekleştirememek, anlamsız olmasına rağmen yazı yazmaya ilgi, nesnelerin kaybedilmesi veya kimi şeyler hatırlanamaması, yine anlam taşımayan ve hedefsiz yürüyüşler, rutin yaşantısına anlam verememesi gibi belirtiler dezorganize belirtilerin başlıcalarıdır.

Pozitif belirtilerden kasıt ise genel olarak delüzyonlar ve halüsinasyonlar şeklinde iki ana başlık altında incelenmektedir.

Delüzyon Nedir?

Delüzyon, erçeğe aykırı söylemler ve düşünceleri ifade eder. Hasta kendisinin olağanüstü güçlere sahip olduğunu söyleyebilir. Bu güçler arasında başkalarını zihinlerinin içine girerek yönlendirebilmesi, aynı zamanda başka insanların düşüncelerini okuyabilmesi, kendini bizzat şeytan olarak betimlemesi gibi güçler yer alır.

Halüsinasyon Nedir?

Halüsinasyon, kelime anlamı itibariyle gerçekte cisim ve hacim olarak yer bulmayan ancak hasta tarafından icat edilen düşünceler, sesler, kokular ve görüntülerdir. Bunlardan en çok karşılaşılan olmayan seslerin duyulmasıdır. Hasta bunları gerçek gibi algılar, kimi zaman sözel kimi zaman ise bedensel olarak tepki verir. Duyulan sesler hastaya kendi kendine zarar vermesini söyleyebilecek boyutta bile olabilir.

Şizofreninin Nedenleri Nelerdir?

Bazı faktörlerin şizofreniye yol açtığı son yıllardaki araştırmalar sonucu belirtilse bile, asıl sebep henüz bulunamamıştır. Risk etmenleri her biyolojik hastalıkta olduğu gibi şizofrenide de vardır. Bununla birlikte, şizofreni oluşumuna etki edebilecek bazı faktörlerden bahsedebiliriz.

  • Kalıtım (Genetik Unsur): Bu risk etmenlerinden ilki kalıtım yolu ile ebeveynlerden çocuklara geçmesidir. Anne babası bu rahatsızlığı geçirmiş olan çocukların şizofreniye yakalanma ihtimali diğerlerine oranla daha yüksektir.
  • Beyinde Bulunan Kimyasallar: Genel manada dopamin dengesizliği olarak tanımlanan bu kimyasal etmen, hastanın halüsinasyon veya delüzyon görmesine neden olmaktadır. Dopamine karşı hastanın beyninde oluşan hassasiyet, tepki vermede güçlük, tutarsızlık veya aşırılık göstermesine sebep olur.
  • Beynin Anormal Yapısı: Her şizofreni hastasında görülmese de beyin fonksiyonları incelendiğinde kimi hastaların normalden farklı yapıya sahip olduğu görülmüştür.
  • Çevresel Etmenler: Genetik olarak ailesinden şizofreni alma ihtimali olan insanların, sosyal hayattaki ve iş yaşamındaki başarısızlıkları, yüksek şiddette stres veya aksiyete yaşamaları şizofreniye yakalanma ihtimallerini arttırmaktadır. Şizofreninin insan bedenindeki ergenlik gibi değişimler döneminde ortaya çıktığı görülmüştür.

Şizofreni Daha Çok Kimlerde Görülür?

Şizofreni cinsiyet, ırk veya kültür ayrımı yapmaz. Kadında görülebildiği gibi erkekte de görülür. Şizofreni vakasına rastlanmayan kültür, coğrafya ve ırk da yok gibidir. Ancak istatistikî çalışmalar neticesinde insanın ilk 20 yaşında daha çok rastlandığı, erkek ve kadınlarda aynı oranda görüldüğü saptanmıştır.

Şizofreni Teşhisi Nasıl Konur?

Herhangi bir laboratuvar testi ile saptanamayan şizofreni, hastanın gösterdiği tepkiler, genetik hikaye ve gözlem üzerinden teşhis edilebilmektedir. Doktorlar şizofreniye başka bir beyinsel veya bedensel rahatsızlığın yol açıp açmadığını araştırmak için kimyasal testler veya röntgen isteyebilmektedir. Ancak asıl teşhis psikiyatristler tarafından konulmaktadır. Psikiyatristlerin şizofreni şüphesine karşı sordukları ilk soru belirtilerin altı aydır görülüp görülmediği olacaktır.

Şizofreni Tedavisi Nasıldır?

Daha önce bahsettiğimiz gibi şizofreninin tam çözümü bulunmamaktadır. Ancak tedaviler hastanın tepkisel halini azaltmak konusunda başarılı olduğu görülmektedir. Şizofreni tedavisinde en çok kullanılan yöntemler:

  • İlaç Tedavisi: Antipsikotik ilaçların kullanıldığı bu tedavi türünde dozlar doktor tarafından belirlenir, kimi zaman yükseltilebilir kimi zaman ise azaltılabilir. Hastanın halüsinasyon görmesini, delüzyon yaşamasını ve diğer zihinsel yanlış algılamalarını engellemeye çalışır. Merak edenler için söyleyelim, doktorların en çok yazdığı ilaçlar, Zyprexa, Seroquel, Saphris, Risperdal, Invega, Geodon, Clozaril, Abilify, Mellaril, Trilafon, Stelazine, Navane, Haldol, Prolixin, Thorazine isimli ilaçlardır.
  • Psikososyal Terapi: Şizofreni hastalarının okul, iş, aile ve sosyal yaşamlarında yaşadıkları problemleri üstesinden gelmeye yardımcı olan ve ilaç tedavisine paralel olarak kullanılan, psikoterapistler eşliğinde verilen bu tedavi yönteminin ana amacı hastaya hastalığını kabul etmesinde yardımcı olmaktır. Rahatsızlığının bilincinde olan hasta tepkilerini kontrol etmeyi, insanların gösterdikleri tepkileri anlamayı ve ani değişimleri fark etmeyi öğrenmektedir
  • Klinikte tedavi: Bu alanda uzmanlaşmış ve yetkin kadrolara sahip hastanelerde, ileri boyutta semptomlar yaşayan şizofrenlerin yatarak tedavisi yapılmaktadır. Yatarak tedavide hem ilaç tedavisi hem de aynı hastalıktan muzdarip kişilerle grup terapisi yöntemleri kullanılmaktadır.
  • EKT (Elektrokonvulsif Terapi): Her ne kadar şizofreni vakalarında çok sık kullanılmasa da kimi hekimlerin önerisiyle, hastanın kafasına bağlanan elektrotlar yardımı ile şok tedavisi yapılabilmektedir.
  • Ameliyat: Tüm yöntemler denenmesine rağmen şiddeti azalmayan şizofreni vakalarında öteden beri denenen beyin ameliyatı, son yıllarda tercih edilmez olmuştur.

Son olarak şunu hatırlatmak isteriz ki, bu yazı sadece bir bilgilendirme yazısıdır. Bu yazıdan hareketle hiç kimse kendine bir tanı koymamalıdır. Şizofreniden şüphelenmesi durumunda, derhal bir psikiyatrist ile görüşülmelidir.

Bu da Var

Disleksi Nedir?

Tarihçesi 1896 yılına dek uzanan disleksi kavramının akılda kalan ilk karşılığı doğuştan kelime körlüğü şeklindeki …

Bir Yorum

  1. Galiba yavaş yavaş şizofreni oluyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu İçin Tıklayın!