Salı , Temmuz 17 2018
Ana Sayfa / Genel / Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Son zamanlarda özellikle iş yaşamında duyduğumuz ve artık “yeni bir şeyler üretememe, rutin işleri yapamama, mental olarak yıpranma, enerjinin azalması sebebiyle kendini güçsüz hissetme ve iş yaşamındaki genel mutsuzluk” haline tükenmişlik sendromu adı verilmektedir. Genel ifade olarak bu şekilde adlandırılan tükenmişlik sendromunun bireysel başarının düşmesi ile sonuçlanan duygusal olarak tükenme ve giderek duyarsız hale gelme şeklinde boyutları vardır. Tıbbi olarak literatürde henüz yer bulmayan bu durum hastalık olarak değil geçici bir sendrom olarak nitelendirilmektedir. Sendroma depresyon da eşlik edebilir. Hatta depresyon, tükenmişlik sendromunun sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

Hakkında yapılan araştırmalar ve bilimsel çalışmalar giderek yoğunlaştığı için kısa bir zaman sonra belki de tıbbi literatüre adını yazdıracak olan tükenmişlik sendromu, aslında ortaya yeni çıkan bir kavram değil. Tarihçesi 1974 yılına dek uzanan bu sendrom, önceleri Herbert Freudenberger tarafından tükenme durumu olarak adlandırılıyordu. Yıllar ilerledikçe Christina Maslach tarafından geliştirilen “Maslach Tükenmişlik Ölçeği” ile bireylerin bu sendroma yakalanma seviyeleri ve durumları da somut bir envanter tarafından ölçülebilir duruma getirilmiştir.

Genelde belirtileri yadsınan tükenmişlik sendromu, kişide yavaşça ve gizlice geliştiğinden kendini en sonunda sönme şeklinde göstermektedir. Bu durum çalışanların birden bire işlerinden soğumalarına ve kimi zaman ise işi bırakmalarına neden olmaktadır. Yakın bir zamanda popüler bir TV dizisindeki aktris, tükenmişlik sendromuna yakalandığı için diziyi ortasında terk etmek zorunda kalmıştı. Halbuki bu sendromun belirtileri reddedilmeden fark edilse, daha kabul edilebilir sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden davranışsal, psikolojik ve fiziksel belirtilerin bilinmesi, farkındalığın geliştirilmesi için önemlidir.

İş yaşamındaki bir kişi iseniz ve sürekli yorgunluk, bitkinlik, uykusuzluk, halsizlik ve baş ağrınız varsa; kilo alma ve kaybetmeyi hızlı bir şekilde yaşıyorsanız, bağışıklık sisteminiz en ufak bir sorunda SOS veriyorsa, nefes alıp vermede güçlük çekiyorsanız, vücudunuzun genelinde ağrı ve sızılar eksik olmuyorsa, tansiyon gibi rahatsızlıklar sizi etkilemeye başlamışsa şüphelenme zamanınız gelmiştir. Bir de tüm bunlara sürekli engelleniyormuş hissi ekleniyorsa, asabiyet eşiğiniz oldukça düşmüşse, küçük şeylerden bile nem kapar duruma gelmişseniz, kendinize olan güveninizi kaybetmişseniz, ümitsiz ve mutsuz bir ruh haline bürünmüşseniz, çevrenize ve ailenize karşı ilgisiz ve duyarsız davranıyorsanız, saygıyı yitirmişseniz, sendrom ve daha sonrasında depresyon ihtimaliniz oldukça artmış demektir.

Tükenmişlik Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

İş yaşamında daha belirgin olarak etkilerini gördüğümüz tükenmişlik sendromu yavaş yavaş gelişir ve insanı etkisi altına alır. Kişinin işyerine aidiyet duygusunu tamamen ortadan kaldıran bu sendrom, motivasyon eksikliğinin zirve noktasıdır. İşin niteliği her ne kadar kişinin uzmanlık alanına uygun olursa olsun, yine de işe karşı negatif tutum geliştirme söz konusudur. Mesleki olarak özgüvenin yitirilmesi, çok başarılı olsa bile yeni bir girişimden kaçınma isteği ve ilerleyen süreçte depresif tutumlarla başlayan depresyon. Kişi işe gitmem eğilimindedir veya sürekli bir bahane uydurarak işi yarıda bırakma, işyerini terk etme davranışını benimser. İş arkadaşlarından biriyle girdiği münakaşanın dozu ne olursa olsun aşırı bir şekilde etkilenme söz konusu olmaktadır. Tüm bunlara anksiyete belirtileri de eşlik edebilmektedir.

Psikosomatik rahatsızlıklar adı verilen ve psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlıklar olarak adlandırılan hastalıklar da baş gösterebilir. Kişinin karnı ağrıyabilir, göğsü sıkışabilir ve migren atakları yaşanabilir.

Yine de, türlerine göre belirtileri şu şekilde kategorize edebiliriz:

  • Duygusal Belirtiler: İşe ve işyerine karşı adaptasyon eksikliği, özgüvenin azalması, kendini değersiz hissetme, paranoya belirtilerine benzeyen şüphelenmeler, çaresiz hissetme, bilincin bulanıklaşması, hızlı asabiyet, tatmin olamama, kaygılanma, huzursuz hissetme.
  • Davranışsal Belirtiler: Eleştiriye tahammül edememe ve aşırı tepki gösterme, asabiyet, kuralları çiğneme, sabırsız davranma, aşırı hassasiyet, işten uzaklaşmasını sağlayacak etkinliklere yönelme, birilerini suçlama ve suçlandığında hemen savunmaya geçme, reddetme, savunma mekanizmalarından bahane bulmayı sürekli kullanma, iletişimde bozukluk.
  • Fiziksel Belirtiler: Sürekli yorgun olma hali, mide ekşimesi ve yanması, soluk alıp verirken daralma, uykuya dalmakta ve kesintisiz uyumada sorunlar yaşama.

Tüm bu belirtiler elbette ki farklı rahatsızlıkların da belirtisi olabilir. Ancak eğer iş yaşamında yoğun ve tempolu günler geçiriyorsanız ve işle ilgili tutumlarınızda eskisinden daha olumsuz durumdaysanız, bu belirtiler tükenmişlik sendromunun belirtileri olabilir.

Tükenmişlik Sendromu Nasıl Önlenir?

Tüm hastalıklar gibi, tükenmişlik sendromundan da kendimizi korumanın yolları vardır. Çok taraflı ve boyutlu olan bu önlemlerin esas ayağını, çalışanlar ve işverenler oluşturmaktadır. İşverenlerin personellerine yükledikleri yükün fazla ağır olmaması, gerçekçi hedeflerin beklenmesi gibi önlemler örgüt psikolojisi ve yönetimi için gerekli olduğu kadar çok önemlidir.

Çalışana verilen işlerin niteliği, risk hesaplaması ve zamanı tutarlı ve ölçülü olmalıdır. Kişi işi aldığında olası problemleri bilmeli ve iş sürecinde bunların önlemlerini almalıdır. Görülüyor ki işin zamanında yetiştirilmesi konusunda işverenlerin gerçekçi olmayan tutumları çalışanları strese ve tükenmeye doğru itmektedir. İş verenlerin veya mesai arkadaşlarının mobbing uygulaması da çalışanı tükenmişlik sendromuna yöneltebilir.

Tüm bunların yanı sıra çalışanların tükenmişlik sendromuna yakalanmamaları için alabileceği önlemler şunlar olabilir:

  • Mesai saatinden fazla çalışma isteğine hayır diyebilme,
  • Yeteneğinin elvermediği işleri reddedebilme,
  • Enerjinin planlı kullanılması,
  • Sınırların farkında olunması, yapılabilecek ve yapılamayacak işlerin bilinmesi,
  • Aile içi iletişiminin ve ilişkilerinin sağlıklı olması,
  • Eve iş götürülmemesi,
  • Meslekli olarak kendini geliştirme,
  • İşe olumlu anlam yüklenmesi,
  • Örgüt yöneticilerinin dikkat etmesi gereken konular;
  • İş yoğunluğunda ek personel görevlendirilmesi,
  • Çalışanların karar alma sürecine dahil edilmesi,
  • Sorumluluklar dengeli dağıtmak,
  • Ödül mekanizmasının adaletli olması,
  • Ağır işlerin eşit şekilde paylaştırılması,
  • Örgüt içi etkileşimin sağlanması,
  • Birlikte sosyal aktiviteler,
  • Ekip çalışmasının teşvik edilmesi,
  • Örgüte aidiyet hissinin sağlanması,
  • Çatışma durumlarını betimleyici yönergelerin olması,
  • Görev tanımlarının somut ve adil olması,
  • Kişisel gelişim imkanının sağlanması,
  • Molaların olabildiğince farklı bir ortamda geçirilmesinin sağlanması,
  • Çalışan kadınların çocukları için kreş,
  • Zaman zaman görev değişikliği,
  • Dönütlerin olumlu verilmesi,
  • Çalışma saatlerinin uzun veya kısa olmaması,
  • Görevde yükselme politikası oluşturmak,
  • Görevde eğitimlerin sağlanması,
  • Kariyer sisteminin oluşturulması.

Tükenmişlik Sendromunun Tedavisi Nasıldır?

Tükenmişlik sendromu, büyük oranda iş hayatını ilgilendiren bir problem olduğu için tedavide işyerinde alınacak önlemlerin bir hayli önemi vardır.

Bu sendromu yaşayan biri tespit edildiğinde, o kişiye kendini iyi hissedeceği yeni görevler verilmesi ilk etap için uygun olacaktır.

Tedavinin bir uzman eşliğinde yürütülmesi, diğer boyutu teşkil eder. Kişinin en az 5 gün iş çevresinden uzak kalması tedavinin niteliği için gereklidir. Anksiyetenin veya depresyonun eşlik ettiği tükenmişlik sendromu vakalarında kişinin 14-21 gün arası izinli olması, iyileşme sürecine katkı sağlar.

Bu konuda kendini yetiştirmiş uzmanın, sendrom tespit edilir edilmez randevu saatlerini ayarlaması ve hasta ile görüşmeye başlaması gerekir. Kişiyi tamamen iş hayatından uzaklaştırmadan yapılan tedavi daha gerçekçi ve kalıcı olacaktır. Zira hem o kişi bu durumunu işten uzaklaşmak için kullanabilir. Bu, diğer çalışanlara karşı kötü örnek teşkil edebilir.

Eğer hasta iş yaşamına devam edemeyecek kadar problemli ise, sosyal güvenlik kurumuyla olan ilişkisini kaybetmemesi için zihinsel rahatsızlıklar olan depresyon, anksiyete veya somatoform gibi hastalıklar rapor edilebilir; çünkü tükenmişlik sendromunun henüz tıbbi bir niteliği yoktur. Yani iş yaşamı için izin almayı gerektirecek sebeplerden biri değildir.

Tedavinin kişisel olarak planlanması ve tedaviye, kişinin stres ile mücadele etme yeteneğinin arttırılmasıyla başlanması önemlidir. Bunu müteakip, psikoterapi ve gerekli görülürse ilaç tedavisi ile devam edilebilir. Kişiyi kendi gerçek yaşantısıyla yüzleştirmek ve uyum problemin aşmasına yardımcı olmak, tedavi sürecinde başvurulan yöntemlerdir. Tüm bireysel tedavi seçenekleri tüketilmesine rağmen, kişide olumlu bir gelişim sağlanamadıysa, aynı problemi yaşayanların oluşturduğu grup psikoterapisi tedavi yöntemi önerilebilir.

Kişinin tedavi sürecinde kazanması gereken davranış ve yeterlilikler şunlar olabilir:

  • Tükenmişlik sendromu hakkında bilinçlenmek,
  • Güçlü ve zayıf yönlerini tanımak
  • İhtiyaç analizi yapmak
  • Kendini geliştirebilecek gruplara dahil olmak,
  • Stresle başa çıkmada yaygın olarak kullanılan nefes egzersizlerini öğrenmek,
  • Gevşeme tekniklerini uygulayabilmek,
  • Spor yapıp müzik dinlemek,
  • Ölçülerini ve sınırlarını bilmek,
  • Zevkli bir hobi sahibi olmak,
  • İşin zor yanlarını ve risklerini öğrenmek,
  • Zamanı nasıl verimli kullanabileceğini öğrenmek,
  • Tatil için zaman ayırmak,
  • Aile ve iş hayatında tekdüzelikten kurtulmak,
  • Gerektiğinde yasal izinlerini kullanmak.

Siz de tükenmişlik sendromu yaşıyorsanız ve kendiniz bu sorunun altından kalkamıyorsanız, psikoterapi desteği için 0 505 495 4727‘den bize ulaşabilirsiniz.

Bu da Var

Disleksi Nedir?

Tarihçesi 1896 yılına dek uzanan disleksi kavramının akılda kalan ilk karşılığı doğuştan kelime körlüğü şeklindeki …

Bir Yorum

  1. Celal Şimşek

    Merhabalar .
    Bizim müzdarip olduğumuz konu eşimin abisiyle alakalı. Kendisi siyasal mezunu 2 dil bilen .çok zeki biri. bundan yaklaşık 8-9 sene önce bir bankada uzman olarak çalışırken ani den önce Amerikaya gitti ardından Almanyaya sığınma talebinde bulundu çocuğu yeni doğmuştu o zamanlar. Eşi sığınmacıların yanından neredeyse zorla getirdi kendisini.Türkiyede çok sıkıntılı şekilde ve istemeyerek depresyon ilacına başladı , daha iyi görünüyordu .Bu arada tazminatını aldı ve vasat bir işe girdi . İşi kısa zamanda bıraktı evde tercüme yapmaya başladı .Bu arada iki ciddi işe daha girdi fakat nedense bu işlerde çok fazla çalışamadı ,belliki problemi giderek fazlalaşıyordu. sonra işi gücü iyiden iyiyye bıraktı. çocuğuyla ilgilenmiyor .sabah kalkıp sadece bir kahvaltı yapıp balkona oturup saatlerce müzik dinliyor bir kahve yapıyor dışarıya çıkıp turlayıp sonra tekrar balkondaki yerini alıp saatlerce tek başına oturuyordu .Biz kendinisini mütakip defalar uyardık tedavi olması hususunda ama tepkisi günden güne büyüdü. Şimdi eşiyle de boşanma arifesinde ben ve ailemle Ankarada kalıyor 20 gündür. Kesinlikle televizyon seyretmiyor müzik dinlemiyor,bırakın izlemeyi dinlemeyi bunların açık lduğu ortamda dahi bulunmuyor.Gece yatarken prizleri ,modemi çekiyor bunları yapmazsa gecenin herhangi bir saati uyanıp mutlaka her şeyi kapatıyor. Işıklardan rahatsız oluyor zifiri karanlık ve sessiz bir ortam istiyor. balkonda oturmanın dışında sadece evin odalarında bir o yatağa bir bu yatağa gidip 15 dakika yatıp sonra tekrar balkonda oturuyor.Konuşmak istediğimizde sadece kendinin duymak istediği konular hakkında ve sadece kendi istediği zaman konuşuyor. Hastalığı olduğunu söylediğimizde kesinlikle ihtiyacı olmadığını ve kendi durumunu haklı çıkaracak bir dolu şey söylüyor .Doktoru reddediyor. Alman konsolosluğuna iş başvurusu yapmış .Neden diğer konsolosluklara başvurmadın dediğimizde .Oranın kurumsal bir yer olduğunu ve işten çıkarılmanın zor olduğunu dile getiriyor.Biz daha ciddi durumlarla karşılaşacağımızı düşünmeye başladık açıkçası. Çünkü doktora götürmek mümkün değil. LÜTFEN bize yardımcı olurmusunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu İçin Tıklayın!