Pazar , Mayıs 27 2018
Ana Sayfa / Genel / Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Anksiyete (kaygı) en temel insani yaşantılardan biridir. Hepimiz zaman zaman endişelenir, tedirgin olabiliriz. Bu olması gereken bir yaşantıdır. Çünkü bizi başımıza gelebileceklere karşı uyanık tutar. Yaygın anksiyete bozukluğu ise, normal yaşantımıza olumsuz etki eden, fiziksel belirtilerle kendini gösteren bir yaşantıdır. Bu belirtiler arasında huzursuzluk, yorgunluk, dikkati toplama güçlüğü, sinirlilik, kas gerginliği ve/veya uykusuzluk yer alır.

Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB) olan kişiler, sağlık, gelecek, ekonomik durum, reddedilme, performans sergileme gibi çeşitli alanlarda yoğun kaygı yaşayabilirler. Aynı zamanda bu bu kaygılarını kontrol etmekte çok ciddi derecede zorlanırlar. Yaygın anksiyete bozukluğu yaşayan kişilerin çoğu, kaygılarının (endişelerinin) kontrol edilemez olduğu ve bunların kendilerini hasta edeceği ya da delirteceğine dair de yoğun kaygı yaşarlar.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Kimlerde Görülür?

YAB toplumun % 7’sinde görülen bir yaşantıdır. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre iki kat fazladır. YAB genelde kronik bir tablo olarak yaşanır. Yani yaygın anksiyete hastalarının çoğu, yaşamları boyunca “kaygılı” kişiler olduklarını ifade ederler. Yaygın anksiyete bozukluğuna sahip kişilerin çoğu aynı zamanda, depresyon, fobi, iritabl barsak sendromu, kişiler arası ilişkilerde sorunlar gibi yaşantılar da görülür.

Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?

Yaygın anksiyete bozukluğunun % 30’luk bir kısmının kalıtsal özellik taşıdığı bilinmektedir. YAB’a yatkın kişilerin sahip oldukları özellikler arasında sinirlilik, depresyon, engellenme eşiği düşüklüğü ve engellenme hissi sayılabilir. Tabii ki bu sayılanlar tam bir nedensellik değildir. YAB ile ilgili net bir nedensellikten bahsetmek çok kolay değil. Şema terapi, sahip olduğumuz “karamsarlık şeması” ve “dayanıksızlık şeması” gibi yapıların yaygın ansiyeteye zemin oluşturduğunu kabul eder.

Düşünce Yapıları YAB’ı Nasıl Etkiler?

Yaygın Anksiyete Bozukluğu olanlar, geleceği felaket penceresinden görürler. Her an kötü bir şeyler olacakmış gibi düşünür ve endişeli hissederler. Kötü bir şey olacağının işareti olarak da yaşadıkları endişeyi gösterirler. “İçimden bir his, kötü bir şeyin olacağını söylüyor.” diye durumlarını ifade edebilirler.

YAB yaşayan kişiler, endişelerini bir çeşit zırh olarak kullanırlar. Şayet endişelenmeyip de hayatın tadını çıkarırlarsa, yaşayabilecekleri hayal kırıklığından çok fazla korktukları için, kendilerini her an uyanık tutma çabası güderler. “Ben kendimi kışa hazırlayayım, yaz gelirse ne ala.” tarzı bir yaşam felsefeleri vardır. Ancak sorun olan şu ki, gerçek de yaz gelse bile onlar hep kışa hazırlık yaptıkları için yazın tadına varmakta zorluk yaşarlar.

YAB yaşan kişilerde, “ya……..olursa” tarzı düşünce yapısı çok yaygındır. Kendileri açısından önlem almaya dönük bir çaba olsa da bu düşünce, gerçek hayatta pek işe yaramaz. Çünkü hayatta zaten olan olacaktır. “Ya annem ölürse.” diye düşünmeniz son tahlilde annenizin ölümüne engel olmaz. Ama yaşadığınız kaygı, annenizin varlığından keyif almanıza engel olur.

Aslında bir çeşit korunma yolu olarak geliştirilen düşünce yapısı, zamanla kişinin hayatını çekilmez hale gelebilir.

Bilişsel-Davranışçı Terapi Nasıl Yardımcı Olur?

Yaygın anksiyete bozukluğunun bilişsel-davranışçı terapisinde, anksiyeteye zemin oluşturan düşünce (inanç) kalıpları yakalanmaya çalışılır. Çünkü, günlük hayattaki davranışlarımızın çoğu, düşünce yapılarımızla çok ilişkilidir. Sonrasında, bu düşünce yapılarının ne kadar gerçekçi olduğu, ne kadar işe yaradığı üzerinde durulur. İşe yaramaz olan düşünce yapılarının yerine daha işlevsel düşüncelerin geliştirilmesine çalışılır. Endişeli düşünce yapısının, hayatınızın belli bir döneminde işinize yaramış olmasına karşın şu anda başınıza bele olduğu gerçeğini görebilmek önemli bir adımdır.

Düşünce yapılarıyla birilikte, anksiyetenizin artmasına yol açan davranış kalıplarınız üzerinde durulur. Terapistinizle birlikte, hayatınızdaki keyif verici yaşantıları artırmaya çalışırsınız.

Bilişsel-davranışçı terapi, sadece iyi ya da pozitif düşünmek değildir. Durumları, olayları gerçekçi şekilde değerlendirmek ve işe yarar davranış kalıpları sergilemek terapinin asıl hedefidir. Dolayısıyla, bilişsel-davranışçı terapide, hayatın sadece iyi yanlarına bakmanız hedeflenmez. Anksiyeteli düşünce yapısının hayatınıza nelere mal olduğunu fark etmeniz ve onun yerine daha dengeli bir bakış açısını geliştirmeniz işinize yarayacak olan tutumdur.

Bilişsel-davranışçı terapi, bedensel tepkilerinizi kontrol altına almanızda da size yardımcı olur. Bazı nefes egzersizleriyle, endişenizin bedeninizdeki karşılığı olan kalp çarpıntısı ve vücut gerginliğini azaltmanın yollarını öğrenebilirsiniz.

Yaygın anskiyete bozukluğu dirençli bir yaşantıdır. Çünkü hayata dair en temel algılarınızdan güç alır. Bilişsel-davranışçı terapi ile ilgili bazı çalışmalar, terapinin YAB tedavisinde en az ilaçlar kadar etkili olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda terapinin etkisinin, terapiden sonra da devam ettiği gözlenmiştir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğunda İlaçlar Etkili Midir?

Yaygın anksiyete bozukluğu olanların çoğu, kaygı ve kuruntu hissini azalttığı için ilaçlardan istifade etmektedir. İlaçlar, kaygı düzeyinizi hızlı bir şekilde düşürebilirler. Bu da terapide kalmanıza ve terapiden faydalanmanıza yardımcı olur. Ancak sadece ilaç tedavisi, düşünce yapılarınızı ve davranış kalıplarınızı değiştirmenize yardımcı olmaz. İlaç tedavisi ile birlikte, neyi neden düşündüğünüz ve neyi neden yaptığınızla ilgili bir farkındalık yaşatan bilişsel-davranışçı terapi daha çok işinize yarayabilir.

Danışan Olarak, Terapi Sürecinde Ne Yapmalısınız?

Yaygın anksiyete bozukluğu daha önce de söylediğimiz gibi zor bir yaşantıdır. Yılların birikimiyle bu hale gelmiştir. Dolayısıyla bir anda ortadan kalkmayacağı gerçeğini kabul etmeli ve kendinize zaman tanımalısınız.

Terapi sürecinde terapistiniz sizden bazı alıştırmaları yapmanızı isteyecektir. Bu alıştırmalar, düşünceleriniz, davranışlarınız ve bedensel tepkilerinizle ilgili olabilir. Alıştırmaları olabildiğince yapmaya çalışın. Zorlandığınız noktaları terapistinizle paylaşın. Terapi süreciyle ilgili her türlü düşünce ve duygunuzu terapistinizle paylaşın. Çünkü terapistiniz de hepimiz gibi bazı şeyleri ihmal edebilir ya da gözden kaçırabilir.

Yaygın anksiyete bozukluğu ile başa çıkmanın size yepyeni bir dünyanın kapısını açacağını unutmayın. Bunun için cesaretli olun ve çaba sarf edin. Muhabbetle.

Bu da Var

Disleksi Nedir?

Tarihçesi 1896 yılına dek uzanan disleksi kavramının akılda kalan ilk karşılığı doğuştan kelime körlüğü şeklindeki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu İçin Tıklayın!